Danışma Hattı: 0434 827 82 00

AŞI TÜM TOPLUMU KORUR

Blog-Resim
25-04-2020

AŞI TÜM TOPLUMU KORUR

“Aşılar sadece aşılanan kişiyi değil, bulaşıcı hastalıkların topluma yayılmasını engellediği için, tüm toplumu korur “                   

 *Uz. Dr. Mahmut TAŞDEMİR

            Ocak ayının başlarında Çin’den çıkan Covid-19  virüsü  yaklaşık iki ay içinde Avrupa’dan Amerika’ya dünyanın her ülkesine bulaştı.  Nisan ayının sonuna geldiğimizde 3  Milyona yakın vaka ve  190  bin ölüm gerçekleşti.  Korona virüsü dünyada zengin fakir,  siyah beyaz demeden tüm  kurumları, toplumsal hayatı hiç olmadığı  şekilde kısıtladı.  Birçok ülkenin hazırlıksız yakalandığı bu virüs, bilim adamlarını pekte şaşırtmış değil. Çünkü İnsanoğlunun virüslere karşı olan savaşı tarih boyunca süre gelmiştir. Bu kapsamda Özel Tatvan Can Hastanesinin  Yeni doğan Yoğun Bakım sorumlusu  Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Mahmut Taşdemir’den Virüsler ve Aşılama hakkındaki değerlendirmelerini aldık.          

         İnsanlık tarihinde büyük salgınlara ve ölümlere yol açan pek çok hastalığın günümüzde artık olmaması aşılamanın zaferi ve aşının gücü olarak  görülmektedir.  Örneğin çiçek hastalığı 1977 yılından itibaren aşılama sayesinde tamamen yok edilmiştir. Hastalık etkeninin yok edilmesi üzerine 1987 yılında çiçek aşısı uygulamalarına ihtiyaç kalmadığından tüm dünyada aşılama durdurulmuştur.   Yine çok önemli bir çocukluk çağı bulaşıcı hastalığı olan poliomyelit (çocuk felci) hastalığına karşı dünya genelinde yaygın aşılama çalışmaları yapılmış ve hastalık yok edilme aşamasına gelmiştir. Ülkemizde son  vaka 26 Kasım 1998 tarihinde görülmüştür..  Aşıların geliştirilmesi, insanoğlunun sağlıklı ve uzun bir ömür sürmesini sağlayan en önemli buluştur. Aşılar sadece aşılanan kişiyi değil, bulaşıcı hastalıkların topluma yayılmasını engellediği için, tüm toplumu korur. Yaklaşık 50 yıl önce çok sayıda çocuğun ölmesine ve sakat kalmasına neden olan bulaşıcı hastalıkları artık görmüyor olmamızın nedeni aşılardır ve toplumda aşılanma oranlarının düşmesi durumunda bu hastalıklar tekrar ciddi salgınlar yapacaktır.

           Bildiğiniz gibi tüm dünyada her yıl Nisan ayının son haftası Aşı Haftası olarak belirlenmiştir. Burada amaç, her yaştan insanı hastalıklara karşı korumak için aşılamayı teşvik etmektir. Aşılama her yıl milyonlarca insanın hayatını kurtaran en başarılı, etkili ve düşük maliyetli sağlık müdahalelerinden birisidir. Ülkemizde, aşılama çalışmaları 1985 yılından itibaren  “Genişletilmiş Bağışıklama Programı” adı altında sürdürülmektedir. Şu anda çocukluk çağı aşılama takvimimizde 13 hastalığa karşı (boğmaca, difteri, tetanoz, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, verem, çocuk felci, hepatit B, hepatit A, suçiçeği, Hemofilus influenza tip b’ (menenjit)ye bağlı hastalıklar karaciğer iltihabı, karaciğer yetmezliği, siroz ve karaciğer kanserinden, verem hastalığından, menenjitten,  zatürreden, orta kulak iltihabına karşı aşı yapılmakta ve korunmaktadırlar. Yukarıda sayılan kimi hastalıklara yakalanma riski düşük dahi olsa, hastalığın kötü etkisi düşünüldüğünde göze alınamayacak bir risktir. Ülkemizdeki tüm çocuklara ve ihtiyacı olan erişkinlere aşılar ücretsiz olarak uygulanmaktadır.

         Ülkemizde uygulanmakta olan bebeklik ve çocukluk dönemi aşı takvimi, Bağışıklama Bilimsel Danışma Kurulu'nun tavsiyeleri doğrultusunda ve dünyadaki bilimsel gelişmeler takip edilerek oluşturulmaktadır. Ülkemizde uygulanan aşılar, DSÖ tarafından onaylanan İyi Üretim Prosedürleri kurallarına uygun üretilmiş ve uluslararası referans laboratuvarlarında test edilmiş aşılardır. Ayrıca, aşılar teslim alınıp kullanıma sunulmadan önce Ulusal Referans Laboratuvarlarımızda da test edilerek uygunluğu kanıtlanmaktadır. Aşılar üretim aşamasından başlayıp aşılanacak kişiye ulaştırılana kadar tüm sağlık kuruluşlarında soğuk zincir kuralları ve elektronik takip sistemi içerisinde uygun ısı aralığında korunmaktadır. Aşı nakil araçları, aşı buzdolapları ve soğuk hava depolarının ısıları elektronik ortamda anlık olarak takip edilmekte ve soğuk zincir kırılmaları engellenmektedir.

                 İnsanlık tüm dünyada hayatı durduran ve şimdiye kadar milyonlarca insanın hastalanmasına, yüzbinlerce insanın ölmesine neden olan COVİD 19 pandemisi ile aşı ve aşılamanın önemini tekrar fark etmiştir. Çocuk felcini, su çiçeğini yendiğimiz gibi Koronayı da yeneceğiz. Ancak bu bilimsel çalışmalar  ve korunma yönergelerine uymak ile mümkün olacaktır.  Henüz bu virüse karşı aşı bulanabilmiş değildir. Ancak bu yöndeki çalışmalardan umut verici haberler gelmektedir.

             Ama maalesef son yıllarda tüm dünyadaki toplumlar arasında dini, politik veya coğrafi gerekçelerden bağımsız olarak bebeklik ve çocukluk çağı aşılarını reddetme, aşı yaptırmaya ilişkin tereddütler artmaktadır. Aşılanmamış veya eksik aşılı kişiler nedeniyle; küresel dolanımın artması, göçler, savaşlar vb. nedenlerle, aşı ile önlenebilen bulaşıcı hastalıkların görülme riski yükselmektedir. Dünya Sağlık Örgütü 2019 yılı için öngördüğü on küresel sağlık tehdidinden birisinin “aşı reddi/tereddüdü” olduğunu bildirmektedir. Bu kapsamda tüm dünyada çeşitli adımlar atılmakta ve önlemler alınmaktadır. Ailelerin bu konuda herhangi bir kararsızlığı varsa kendilerine doğru ve zamanında bilgi vererek farkındalıklarını yükseltmek ve sağlık hizmetlerine erişimi artırmak en uygun çözüm olacaktır, yasal düzenlemeler de tamamlanırsa aşı kararsızlığının ortadan kalkabilecektir 

             Hastalıkların neden olduğu can ve maliyet kayıpları ile karşılaştırıldığında aşılama gerçekten son derece maliyeti çok düşük ve koruyuculuğu çok yüksek bir uygulama. Tüm bunlara rağmen, aşı uygulamalarına karşı doğru bilgilendirilme eksikliği ve kontrolsüz bilgiye erişimin kolaylaşması gibi nedenlerle son yıllarda daha fazla görülen aşı kararsızlığı çocukların hayatını doğrudan tehdit ediyor.

Ülkemizde aşı kararsızlığına yol açan etmenler şu şekilde sıralanabilir;

Aşı kararsızlığı yaşayan ebeveynlerin eğitim düzeyi.

Ebeveynlerin çocuğun sağlığı ve güvenliği ile ilgili algı ve tutumları.

Ailelerin bilgi ve farkındalık eksiklikleri; sağlık sistemi ve sağlık çalışanları ile ilgili geçmiş olumsuz deneyimler.

Aşı kaygısı yaşayan ailelerde, çocuklarının zeminde otizm, tip 1 diyabet, yenidoğan apnesi gibi bir hastalığın mevcudiyeti.

Tamamlayıcı, alternatif tıp uygulama oranlarının daha yüksek olması.
İnanç temelli yaklaşımlar.

Aşılarda vücuda zararlı maddeler verilerek genetik yapının değiştirilmek istenmesi yönündeki yanlış inanış.

Başta internet olmak üzere medyadaki temelsiz veya abartılı haberler.

Kanaat önderlerinin aşı ile ilgili olumsuz beyanları.

Konuyla ilgili yasal bir düzenlemenin henüz mevcut olmayışı.

               Aşılama hizmetleri her çocuğun hakkıdır, yüksek aşılama oranlarına ulaşmak başta birinci basamak sağlık hizmetleri ve güçlü sağlık uygulamalarını gerektirir. Rutin aşılama hizmetleri yaşamın başlangıcında sağlık hizmetlerine erişim için en erken temas noktasıdır ve her çocuğa hayatının en erken döneminden yaşlanıncaya kadar sağlıklı bir yaşam şansı sunar.

               Bu konuda devletlere de önemli roller düşmektedir.  Çocuk haklarına dair sözleşmenin 3. maddesinde  ‘’tüm düzenleme ve uygulamalarda çocuğun üstün yararının esas alınması gerektiği’’ belirtilmektedir. Bu çerçevede devletler aşılamayı gerçekleştirmek için pozitif bir tutum almalı ve yasal düzenlemeler yapmalıdır.

*Uz. Dr. Mahmut TAŞDEMİR

Çocuk Hastalıkları Uzmanı